neoprolog

I like design to be semantically correct, syntactically consistent, and pragmatically understandable.

I like it to be visually powerful, intellectually elegant and above all timeless.

Massimo Vignelli

Lakposhtha Parvaz Mikonand

Bir başka gecikmeli izlediğim film. Yaklaşık bir ay önce izleyebildim, hala etkisinden çıkabilmiş değilim. Türkiye'de vizyona "Kaplumbağalar da Uçar" adıyla giren, İran yapımı film Bahman Ghobadi tarafından yazılmış ve yönetilmiş. Zamani barayé masti asbha (Sarhoş Atlar Zamanı) filmi ile tanıdığımız yönetmen bu filminde Kuzey Irak bölgesinde Amerikan işgali sürecinde yaşananları anlatıyor.

Naifliği itibariyle çok sert bir film, orada yaşananları böylesine sade bir dille anlatabilmek her anlamda yetenek ve sükunettir. Bağırıp çağıran bir film değil, bu yönüyle de kimsenin vicdanını rahatlatmıyor. Naif, huzursuz edici ve hazmı zor bir film. Bir ozan edasıyla izlenimleri ve dinlediklerinden yola çıkarak çektiği film gittiği bütün festivallerden (haklı olarak) büyük ödüllerle dönmüş. Filmin başrolündeki Soran Ebrahim (Satellite), şimdi yönetmenin yeni filmindeki asistanı.

Filmdeki çocukların performanslarının "iyi oyunculuğun" çok daha ötesinde bir gerçeklikten beslendiğini görmek çok da zor olmuyor. Ağlaklıktan uzak, objektif, son derece gerçek, dudak uçuklatan fotoğraflar barındıran film yutağınızda kolay geçmeyen bir tıkanıklık bırakıyor. Filmin müzikleri de cabası.

Bahman Ghobadi henüz yedi filmi olan genç bir yeni dönem yönetmeni ama yüz film çekmiş yönetmenleri imrendirecek kadar sakin, profesyonel. Bu adam gerçekten çok çok iyi. Filmin etkilerinden uzaklaşabilmek için 50-60 zıpır amerikan filmi izlemeniz bile yetmiyor.

Ben çok etkilendim gibi bir haksızlık etmeyeceğim, çünkü film gerçekten çok çok iyi, henüz izlememiş olanlar çok şey kaçırdıklarını bilmeliler.

Özet

kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

hiroşima'da öleli
oluyor bir on yıl kadar.
yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.

İlgili Linkler


Yorumlar

Bu yazıyla ilgili henüz yorum yapılmamış

Yorumunuzu ekleyin

HTML kullanımı izinli değil. Sadece Markdown kullanabilirsiniz ya da formatsız bırakabilirsiniz.