neoprolog

I like design to be semantically correct, syntactically consistent, and pragmatically understandable.

I like it to be visually powerful, intellectually elegant and above all timeless.

Massimo Vignelli

Korsan Yayına Güzelleme

İki-üç ay önce bir arkadaşımın gönderdiği linkten, korsan yayıncılık üzerine şu ana kadar okuduğum en mantıklı çözümler dizisini okumuş oldum. Okurken sadece yayıncılık olarak düşünmedim tabi ki. Korsan yazılım, müzik ve film için de birbirinden güzel öneriler içeren bu yazıyı herkes okumalı ;)

Getirilen önerileri internet ve yazılım dünyasında da çok bilinen Open Source / GPL, MIT, Creative Commons lisanslarıyla bağdaştırmadan da edemedim. Yayıncılık dünyasına da bu lisansların uygulanabileceği pek aklıma gelmemişti doğrusu.

Kısa bir özetten sonra Cem Akaş’ın yazısına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Korsan yayına güzelleme

Entelektüel ürünü ‘mülk’ saymak hem üretimi hem ürünün etkisini azaltır. Geçerli yayın hakkı sistemi, ’sütünü sağarak’ yaratıcılığı sekteye uğratır. ‘Fikir ve sanat eserleri’ serbestleştirilmeli!

 

Korsan Yayına Güzelleme (Cem Akaş web itesi)

Korsan Yayına Güzelleme (Radikal

Yorumlar

ndemek 14 Mayıs, 2007 19:23 Permalink

(http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=sa&haberno=3486)

M. Serdar Kuzuloğlu’nun korsan yayının isveç’teki hallerine ilişkin izlenimleri, şöyle diyor bir kısmında:

“(…) İsveç birkaç yıldır daha çok bilişim çağının kapitalist reflekslerine karşı duruşuyla aklıma kazınmış durumda. Dünyanın en büyük korsan içerik dağıtım siteleri bu ülkede. Üstelik başta ABD olmak üzere birçok gelişmiş ülkenin yoğun baskılarına rağmen kanunlarını değiştirmiyor. Böylece devletlerin çokuluslu şirketlerin yönetim kurulu masasındaki kararlara göre şekillenmesinin şart olmadığını da hatırlatıyor bize.

Geçen yıl ABD, Dünya Ticaret Örgütü vasıtasıyla o kadar baskı yaptı ki, İsveç polisi ülkeden yayın yapan dünyanın en büyük bittorrent tohum (seed) dağıtım sitesi The Pirate Bay’in sunucularına el koydu. Ne var ki birkaç gün içinde yasalara aykırı bir şey yapmadıkları için hepsini geri verdi. Tavşana kaç, tazıya tut…

Konuya yabancı olanlar için bittorrent meselesini açmak gerek. Napster adlı yazılım internet kullanıcılarının MP3 formatlı şarkıları birbiriyle paylaşmasına izin verince bir anda milyonlarca şarkı bir bilgisayardan diğerine akmaya başlamıştı. Yazılımın merkezi ABD’de müzik şirketleri dava açınca Napster mahkeme kararıyla kapandı. Ancak paylaşım akımı popülaritesini ve yayılmasını artırarak sürdürdü.

Bram Cohen adlı bir diğer Amerikalı Napster’ın ardından mahkemelerin isteğiyle kapanamayacak bir paylaşım ağı kurmak için kafa yorunca ortaya Bittorrent çıktı.

Bu sistemde önce yükleyeceğiniz dosyanın tohumunu çekiyorsunuz. Bu küçücük dosya içinde çekeceğiniz şeyin ismi ve onu paylaşanları bulabileceğiniz ana adresler bulunuyor. Yani merkezi bir yapı olmadığı gibi tohum dosyasının içeriğinde de yasadışı bir yan yok. İşte The Pirate Bay sitesi bu tohumların en büyük dağıtıcısı. Ve İsveç kanunları değişinceye kadar herkesin kullanımına açık.

Ülkenin bir diğer ilginçliği, Sanal Âlem sayfasında daha önce okuduğunuz gibi korsan olarak adlandırılan içerik ve hizmetlere yönelik çalışan dünyanın ilk ve tek siyasal partisine sahip olması. Korsan Partisi (Piratpartiet) adlı bu oluşum harıl harıl seçimlere hazırlanıyor. Entelektüel sermaye, telif hakları ve patentler konusunda reform yapmayı amaçlıyor. Şimdilik 500 üyeye sahip ama sadece Pirate Bay sitesini kullananlar tarafından sahip çıkılsa bile kısa sürede milyonlarca fanatik üyeye ulaşabilir; ki gidişat da bu yönde. Üyelerin ödemekle yükümlü olduğu Beş İsveç Kronu SMS yoluyla toplanıyor. İşin garibi partinin gördüğü ilgi ve destek yüzünden ülkedeki diğer partiler de telif hakları konusundaki görüşlerini ve parti programlarını benzer şekilde değiştirdi.(…)”

ve şöyle bitiyor türkiye’deki ahval ve şeraite dokundurarak:

“(…) Dünya küçülüyor, küçüldükçe sıradanlaşıyor ve sıyrılmak için çıta iyice yükseliyor. Seçimlerin yaklaştığı şu günlerde 17 milyona yakın internet ve çok daha fazla bilgisayar kullanıcısının bulunduğu Türkiye’de hiçbir partinin bilişimle ilgili dişe dokunur bir vizyonunun olmadığının farkındayız, değil mi? İktidar partimiz taş üstüne taş koymak bir yana devede kulak bile sayılmayacak konuların ateşini harlayarak dünyaya açılan tek penceremiz internete ket vurmaya çalışıyor. Ve sansür, baskı, kısıtlama her zamanki gibi hayrımıza gibi gösterilip karşımıza çıkarılıyor. Şu okullar olmasa milli eğitim ne güzel idare edilirmiş düşünün bir!”

ndemek 5 Temmuz, 2007 21:25 Permalink

kopirayt durumlarına ilikin bir belgesel, nijerya, rusya, brezilyada neler oluyor neler dahil

http://www.goodcopybadcopy.net/about

torrent vasıtası ile indililebiliyor.

ndemek 30 Eylül, 2007 15:01 Permalink

Yorumunuzu ekleyin

HTML kullanımı izinli değil. Sadece Markdown kullanabilirsiniz ya da formatsız bırakabilirsiniz.